Bodrum Sünger Avcıları: Tarih ve Efsaneler

📂 Tarih📅 16 Ekim 2026
👁️3
Denizde dalış yapan sünger avcıları
Bodrum sünger avcıları: Giritli mübadillerden nargile devrimine, vurgun acılarından altın çağ 1945-65'e denizin unutulan kahramanlarının tarihi.

Bodrum Sualtı Müzesi'ndeki batıkları süngerciler buldu; ama süngercilerin kendisini anlatan yazı yoktu — 66 yazılık arşivimizde bu dosya hiç açılmamıştı. Oysa 1945-1965 arasında Bodrum'da 150 tekne süngercilik yapıyor, seferler Çanakkale'den Libya'ya uzanıyor, dönenlerin sevinciyle dönemeyenlerin acısı kıyılara karışıyordu. Bu niş dosyada Ege'de 300 yıllık geçimden Bodrum'un altın çağına, vurgunun tıbbından çöküşün sebeplerine sünger avcılığını, Bodrum Deniz Müzesi araştırmaları ve dalgıç röportajlarına dayanarak uzun uzun anlattık. Okuma süresi yaklaşık 8 dakika; sonunda Bodrum'a bir daha aynı gözle bakmayacaksınız.

Ege'de 300 Yıllık Geçim: Kalimnos'tan Dünyaya

Süngerciliğe dair en eski Ege verisi 1686 tarihli Fransız gezgin Thevenot'nun kitabında Samos halkının süngerciliğe verdiği önemle geçiyor. 1800'lerin başından itibaren Osmanlı arşivleri ve dış kaynaklar, büyük kısmı Oniki Ada'da önemli düzeyde sünger avcılığını gösteriyor; o sırada Osmanlı sınırlarındaki bu adalar arasında Kalimnos ve Simi ticaretin en gelişmiş olduğu yerler, avcılar genelde Rumlar. Av sahaları Ege başta olmak üzere Libya, Mısır, Suriye ve Kıbrıs'a uzanıyordu: 1861 tarihli bir makalede Osmanlı sularında 1858'de 600 tekne (254'ü Kalimnos, 190'ı Simi'den) sünger avlıyordu; 1866'da Suriye kıyısı girişimcilerine ait 800'den fazla tekne vardı. 19. yüzyıl ortasında Avrupa sanayisinin sünger talebi patlayınca Kalimnos nüfusu 1850-1912 arasında 7.600'den 23.200'e fırladı; 1930'da ada üretimi 48 tona ulaştı. 1865'te Rouquayrol-Denayrouze skafanderli dalış giysisinin gelmesi sezonu 4 aydan 7 aya çıkardı, derinlerdeki kaliteli süngerlere erişim sağladı. İki dünya savaşı arasında Kalimnos'ta yılda 25-40 ton üretim yapılıyordu; 1935'te 1.259 balıkçı 79 teknede çalışıyordu.

Bodrum Nasıl Süngerci Oldu? Giritli Mübadiller

Bodrum yarımadasında Kalimnos'a yakınlıktan tek tük çıplak dalgıçlık olmuş olabilir; ama mevcut veriler gangava ve forma avcılığının Giritli mübadiller Bodrum'a yerleştikten sonra başladığına işaret ediyor. Girit'ten 1923 mübadelesinden önce de göçler olmuştu ama gelenlerin çoğu Kos'ta kalmayı tercih etmişti; mübadelede ikinci kez yerinden edilenler Bodrum'a yerleşti. Bu Giritlilerin bir kısmı, özellikle denizci kökenliler nakliyecilikle uğraştı ve süngercilikle tanıştı; bir kısmı Girit'teki önemli yataklar sayesinde daha oradayken tanışmıştı. Ne zaman tanıştıkları tam tespit edilememekle beraber, mübadeleyle yerleşen Giritlilerin bir süre sonra gangavacılığa, çıplak dalgıçlığa ve en son forma (mancorna) dalgıçlığına başladıkları görülüyor. Kilit isim Ali Cengiz: Simi'ye gidip Yunanlı bir kadın sünger tüccarının yanında çalışarak işin inceliklerini öğrendi, aletleri alıp Bodrum'a döndü; Kumbahçe önündeki teknesiyle ilk dalgıç yetiştirme çalışmalarını yaptı. Onu Halil Bilgiç, İbrahim Levent, Ömer Cizdar gibi tüccarlar izledi; Lamlako Mustafa, Şeytan Ahmet (Denizkıran), Deli Hüseyin, Deli İbrahim gibi namlı dalgıçlar yetişti. 1950-55 arasında sünger kooperatifi bile kuruldu.

Teknikler Sözlüğü: Çıplaktan Nargileye

  • Çıplak dalgıçlık: Nefes tutarak inilen en eski yöntem; verimi düşük ama yatırımı sıfıra yakın. 1935'te bile Kalimnos filosunun dörtte biri hala çıplak dalıyordu.
  • Gangava (kangava): Deniz dibinde sürütülen ağlı düzenek: tekne boyunda 6-10 metrelik demir borunun uçlarında döner tekerlekler, arkada ağ torba; alttaki zincir süngerleri koparıp torbaya aktarıyor. Riski sıfırlıyor ama kalite ve miktar dalgıcın gerisinde; günümüzde kalmadı, sadece resimlerde görülüyor.
  • Forma (mancorna): Başlıklı, hava hortumlu klasik dalgıç giysisi; vurgun riskinin en yüksek olduğu dönem bu giysiyle yaşandı.
  • Nargile: Yukarıdan makineyle regülatöre hava basılan sistem; 1957-58'de İstanbul'dan küçük tekneleriyle gelen iki genç, Baskın ve Tosun, bu yöntemi geliştirip balıkadam dönemini başlattı. Regülatörlü nargile vurgun kayıplarının önlenmesine ön ayak oldu; kısa süre sonra teknede kompresörle doldurulan tüplü dalışlara geçildi.
  • Vurgun ve aksona: Derinde basınçla kana geçen azot, hızlı çıkışta damarlarda baloncuk yapıyor; sonuç arıza, sakatlık veya ölüm. Bundan kurtulmak için belli derinliklerde bekleyerek çıkmaya "aksona yapmak" deniyor. Teknede dalgıca sigara yakıp verme "vurgun testi" olarak anlatılıyor: birkaç nefes çeken bayılırsa vurgun yemiş sayılıyor, hemen başlık takılıp denize indirilip kademeli aksonaya başlanıyordu. Kurtulanlar on beş günde toparlanıp yeniden dalıyordu; kurtulamayanlar ilk kara parçasına defnediliyordu.

Sünger Ekonomisi: Kim Ne Kazanırdı?

Sünger bir ekmek kapısından fazlasıydı; bölgesel bir finans sistemiydi. Doğal sünger 1950'lerde sentetik türevleri çıkana kadar hem ev kullanımı hem sanayi girdisi olarak yoğun talep görüyordu; Ege'de İzmir limanı ticaretin kapısıydı. Yapısı baştan ihracat yönelimliydi: üretim doğa koşullarına, fiyatlar uzak pazarlara bağlıydı; dalışın riskleri ve kısa vadeli finansman ihtiyacı sistemi borç üstüne kuruyordu. Kalimnos örneğinde zincir şöyle işliyordu: ölen dalgıçların aileleri kaptanlara, kaptanlar yatırımcılara borçlanıyor, tüccar evleri Paris-Londra gibi merkezlerden lojistiği yönetiyordu. Hanehalkı gelirleri neredeyse bir yüzyıl aynı belirleyenlere bağlı kaldı: doğa, risk ve vade. Bodrum'da da tablo benzerdi; 150 teknenin ekonomisi tırhandil atölyelerinden bakkal defterlerine kadar yarımadaya yayılıyordu.

Altın Çağ (1945-1965): 150 Tekne, 4-5 Aylık Seferler

En parlak dönem 1945-1965 arası: Bodrum'da süngercilikle uğraşan neredeyse 150 tekne vardı ve tırhandil yapımı da bu taleple arttı. 1960'larda Bodrumlu süngerciler Çanakkale Boğazı'ndan İskenderun'a, Kıbrıs'a, Kuzey Afrika kıyılarına seferler düzenliyordu; seferler 4-5 ay sürüyor, sevenleri merakta bekliyordu. 1963'te Gavur Ali adlı tırhandil yaptırılıp sünger için Libya'ya kadar gidildi. Dönenler arasında kimin en çok sünger çıkardığı tatlı rekabet konusuydu; her dönüşte sevinç ve hüzün dolu kavuşmalar yaşanıyordu. Aylarca küçücük teknelerde yaşanıyor, vurgunla dönenler ve hiç dönemeyenler oluyordu. Sünger tüm bölgenin en prestijli geçim kaynağıydı; yarattığı ekonomiyle gözbebeğiydi.

Sefer Hayatı: 4-5 Ay Teknede

Sefer, evden ayrılış töreniyle başlardı: helalleşen aileler kıyıda bekler, tekneler aylarca dönmezdi. Küçücük teknelerde yatılır kalkılır, Libya-Mısır-Suriye hatlarında çalışılırdı. Dönüşte kimin en çok sünger çıkardığı tatlı rekabet konusuydu; sağ salim dönenlerin buruk sevinci kayıp yakınlarının feryadına karışırdı. Seferde ölen ilk kara parçasına gömülür, geriye birkaç giysi kalırdı. Son Süngerci belgeseli bu döngüyü yaşayan son Türk-Yunan süngercilerin ağzından anlatıyor: denizin üstünü altına getiren eski kurtlar, Bodrum açıklarında ve Kalimnos kıyılarında hatıralardaki sünger tarlalarını ziyaret edip en büyük süngerlerini, vurgun acılarını ve kaybettikleri arkadaşlarını anlatıyor.

Çöküş: Suni Sünger ve 1986 Hastalığı

Sonu üç yerden geldi. Birincisi teknoloji: 1930-40'larda icat edilen sentetik süngerler (viskoz, kauçuk, plastik) doğal süngerin tekelliğini bitirdi; 1950'lere kadar yoğun toplanan doğal süngerin pazarı daraldı. İkincisi ekoloji ve regülasyon: kontrolsüz avcılık, gangava tahribatı ve ülkelerin yasakları sahaları kapattı. Üçüncüsü 1986'da Akdeniz sünger yataklarını vuran hastalık: süngerler ufalanıp değersizleşti, hasat 1986'da 30.000 tondan 1992'de 3.000 tona çöktü; 1999'da hastalık geri dönüp kalan yatakların çoğunu bitirdi. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra merkezlerden bir tek Kalimnos ayakta kalmıştı; orada da Libya sahalarının kapanmasıyla kapasite küçüldü. 2000'lerin başında Kalimnos'ta 10 kayık, 2010'da 15-17 tekne ve 100-120 kişiyle ~4 ton üretim kaldı. 2000'lerin başında Kalimnos'ta 10 kayık, 2010'da 15-17 tekne ve ~4 ton üretim kaldı. Bodrum'da da suni sünger ve hastalık sonu getirdi; günümüzde süngerin toparlandığına dair işaretler belirse de avcılık hala serbest değil. Kalimnos'ta kültür müzeyle ve festivalle yaşatılıyor; Savaş Karakaş'ın "Son Süngerci" belgeseli yaşayan son Türk-Yunan süngercilerin hikayesini dillendiriyor.

İnsan Hikayeleri: Aksona Memet ve Kirno

Rakamların arkasında insanlar var; neyse ki konuşanlar olmuş. "AKSONA MEMET" lakaplı Mehmet Baş, "Son Süngerci" kitabıyla dönemi belgeleyenlerden. "KİRNO" lakaplı Hasan Dikan, 2002'de bir üniversite ödevi için yapılan röportajlarda süngerciliğin geçmişini anlatmış; 84 yaşında vefat etmiş. Anlattıkları arasında çift forma düzeni (biri çıkar çıkmaz diğeri dalar), sigara testi ve 15 günlük aksona sonrası yeniden dalmaya başlayan vurguncular var. Seferde hayatını kaybedenler ilk kara parçasına gömülüyor, geriye birkaç giysi kalıyordu; helalleşerek sefere gönderen aileler acı dolu yıllar yaşıyordu. Bu röportajlar 2002'de bir üniversite ödevi için yapılmıştı; öğrencinin babasından yardım istediği o ödev, bugün sözlü tarihin en değerli Bodrum kayıtlarından biri. Vurgun yiyip kurtulanlar ömür boyu taşıyacakları arazlarla boğuşuyordu. Bir dönem Bodrum ekonomisine can veren bu emeğin anıtsallaşmayı hak ettiği, röportajları yapanların ortak hükmü.

Kadınlar ve Kıyı: Seferin Öbür Ucu

Süngercilik erkek işiydi; teknelere kadın çıkması uğursuzluk sayılıyordu (rivayete göre bir tüccar eşi kalabalığın önünde giysiyi giyip herkesin korkusunu kırmış). Ama kıyı ekonomisi kadınların omzundaydı: 4-5 ay seferde kalan eşlerin evi, tarlası, çocuğu ve borcu onlara kalıyor; dönenin sevinciyle dönmeyenin acısı aynı kapıda yaşanıyordu. Vurgun yiyip sakat dönenlerin bakımı da aileye, yani çoğunlukla kadınlara düşüyordu. Sünger tarihini tam anlamak için tekneye değil kıyıya bakmak gerek; Bodrum'un mahalle aralarında bu bekleyişin torunları hala yaşıyor.

Bugün İzleri: Müzede ve Denizde

Bodrum Deniz Müzesi'nde süngerciliğe ayrılmış bölüm, bu tarihi yerinde anlatıyor; müzenin çevrim içi araştırmaları yukarıdaki bilgilerin ana kaynağı. Sualtı Arkeoloji Müzesi'ndeki batıkların çoğu da süngercilerin ihbarıyla bulundu — Uluburun'u bulan Yalıkavaklı Mehmed Çakır bir sünger dalgıcısıydı. Detaylar sualtı müzesi rehberimizde. Tırhandiller bugün gezi teknesi olarak yaşıyor; gangava teknelerini ise sadece resimlerde görebiliyoruz. Kalimnos'a gidenler müzeyi ve festivali ziyaret edebilir; Bodrum'dan Kos aktarmalı ulaşım için nasıl gidilir rehberimize bakın.

Sıkça Sorulan Sorular

Vurgun nedir, aksona ne demek?

Vurgun (dekompresyon hastalığı): derinde kana geçen azotun hızlı çıkışta damarlarda baloncuk yapması; sonucu sakatlık veya ölüm. Aksona: belli derinliklerde bekleyerek kademeli çıkma işlemi; detay yukarıdaki Teknikler Sözlüğü bölümünde. Teknede sigara testiyle erken teşhis deneniyordu.

Nargile sistemini kim getirdi?

1957-58'de İstanbul'dan gelen Robert Kolejli iki genç, Baskın Sokullu ve Tosun Sezen. Regülatörlü nargileyi yaygınlaştırıp vurgun kayıplarını azalttılar; ardından tüplü dalışlara geçildi.

Bodrum nasıl süngerci oldu?

Mübadeleyle yerleşen Giritliler gangava, çıplak ve forma dalgıçlığına başladı; Simi'de işi öğrenen Ali Cengiz ilk dalgıçları yetiştirdi. Altın çağ 1945-1965 arasında ~150 tekneyle yaşandı.

Neden bitti, bugün dalış serbest mi?

Sentetik süngerler pazarı bitirdi, 1986 ve 1999 hastalıkları yatakları kuruttu. Toparlanma işaretleri varsa da avcılık hala serbest değil.

Süngercilik nerede anılıyor?

Bodrum Deniz Müzesi'nde özel bölüm var; Kalimnos'ta müze ve festival düzenleniyor. "Son Süngerci" kitabı ve belgeseli yaşayan tanıklıkları derliyor.

Sonuç

Özetle: 1858'de 600 tekneyle başlayan Ege hikayesi, mübadillerle Bodrum'a taşındı, 1945-65'te 150 tekneyle zirve yaptı, suni sünger ve hastalıkla kapandı. Geriye müzeler, kitaplar, belgeseller ve denizin altında hala duran batıklar kaldı. Bir dahaki sefere limanda eski bir tırhandil gördüğünüzde durup bakın; belki de dedenizin sefer arkadaşıdır. Bu emeği anmanın yolu müzeden geçiyor: önce Deniz Müzesi'nde süngercilik bölümü, sonra Kale'de sualtı müzesi; ikisi birlikte Bodrum'un deniz altındaki ve üstündeki tarihini tamamlıyor.

Bu yazıyı paylaş

İçerik Yorumları (0)

Yorum yapmak ve puan kazanmak için giriş yapmalısınız.

Henüz onaylı yorum bulunmuyor. İlk yorumu sen yap, +20 puanı kap!